Hanım Dünyası Kadınca herşey

03 Ağustos 2008

Uzmanlar uyku apnesinin, ömrü kısaltabileceğini söylüyor.

Kategori: Kategorilenmemiş — admin @ 02:43

Uzmanlar uyku apnesinin, ömrü kısaltabileceğini bildirdi. ABD’li Ulusal Uyku Bozuklukları Araştırma Merkezi’nin yöneticisi doktor Michael J. Twery, uyku apnesinin, “kişinin sağlığını zaman içinde kötüleştirdiğini” belirterek, bu hastalığı olan kişilerin, çok uzun zaman uykudan yoksun kaldıklarını, bunun gecelerce, haftalarca sürmesinin tehlikeli bir durum olduğunu kaydetti. Twery, uykudaki düzenin hormonlar, metabolizma ve stresin kontrolüne yardımcı olduğuna dikkati çekti.

31 Temmuz 2008

Zayıflamak için 5 süper besin

Kategori: Kategorilenmemiş — admin @ 02:21

Bazı besinlerle kilo vermek gerçekten zordur. Bu besinler yeniden yeme isteği oluşturur (“bir daha yiyeyim!”), kan sekerinizle savaşır ve sonuçta galip geldiğinde beliniz kalınlaşır. Fakat bazı besinler bunun tam tersi tepki verirler. Mutlaka brokoliyi ve yaban mersinini duymuşsunuzdur, bunlar sizin bedeninizi dengede tutar. Bu yiyeceklerinizi günlük diyetinizin bir parçası haline getirin ve kilolarınız kayboluşunu izleyin.

Greyfurt: Hiç greyfurt diyetini denediniz mi? Uzun araştırmalar sonucunda greyfurt kilo savaşçısı olarak ün kazandı. Son zamanlarda Kaliforniya Scripps Kliniği’ndeki bilim adamları greyfurdun etkileri üzerinde yaptıkları çalışmalarında yemekten önce yenilen yârim greyfurdun, kilo vermeye yardımcı olduğunu buldu. Buna göre greyfurt kapsülleri, greyfurt suları içmek ve greyfurt yemek kilo vermede çok etkili. Bu 3 sık arasında en iyi etkiyi gerçek greyfurt sağlıyor. Bunlara ek olarak greyfurt içerisinde kanserle savaşan liminoids ve lycopene içerir. Kırmızı greyfurt da insan vücudundaki kolesterol oranını düşürmeye yardımcı olur. Bir greyfurdun yarısı sadece 39 kaloridir.

Sardalye: Sardalye bu zamana kadar ki en sağlıklı besindir ve kilo vermek için çok iyi bir ortaktır. Her şeyden önce Sardalye protein yüklü bir besindir ve kan sekerini dengeleme özelliğine sahiptir. Tam ve yenilenmiş bir metabolizmaya sahip olmanızı sağlar. İkinci büyük deposu devasa 3’ tür. Sadece kardiyovaküler bölgeyi güçlendirmekle kalmaz moral ve motivasyonunuzu yükseltmenizi sağlar. (İyi hissetisiniz için abur cubursan uzak durmaya baslarsınız.) Sardalye besin zincirinde türüne az rastlanacak derece zarar verici özelliği en az olan bir besindir.

Balkabağı: En iyi kilo verdirebilecek besinler arasındadır. Uzun süre konserve halinde saklanılmış balkabağında yüksek olanda lif vardır ve buna karşılık 40 kalori kadar düşük bir kalori oranına sahiptir. Uzun araştırmalar sonucunda elde edilen bilgilere göre, lifler insan sağlığı için çok önemlidir ve kilo düzenlenmesinde de büyük yararları bulunur. Balkabağı dünyada yetiştirilmesi en kolay sebzelerdendir. Tatlandırıcılarla tatlandırıp, bir tutam tarçın, badem ve Hindistan cevizi ekleyerek kan sekerinizi düşürebilirsiniz.

Sığır eti: Et çok iyi bir diyet besinidir çünkü içinde antibiyotik, steroid ve hormon içermez. Eğer etten kendimizi sakınırsak kötü sonuçlarla karsılaşabiliriz. Yüksek protein diyetleri çeşitli sebeplerden dolayı kilo kaybına neden olur. İçerdiği protein metabolizmayı uyarır, daha uzun süre tok hissettirir ve iştahınızı azaltır. Ayrıca, sığır eti yüksek miktarda devasa 3 içerir bu da size sağlıklı bir hayat kazandırır.

Yeşil çay: Besin değeri taşımayan bitki kilo vermenizi hızlandırır ve incelmemizde bize çok yardımcı olur. Yüksek oranda antioksidan içerir, kalp sağlığımızı destekler, sindirime yardımcı olarak kan sekerini ve vücut sıcaklığını ayarlar. Metabolizmayı hizlandiri, yağ oksidasyonunu artırır. Bu şekilde kilo vermemizde bize yardımcı olur. Bazı araştırmalara göre günde 5 fincan yeşil çay kilo vermek için sihirli bir dokunuş, rahatlamak için iyi bir yoldur.

İnternette satılan çoğu ilaç sahte

Kategori: Kategorilenmemiş — admin @ 02:21

İnternet ortamında satılan ilaçların yüzde 62’sinin sahte ya da gerekli miktarın altında etkili madde içerdiği, geriye kalan ilaçların yüzde 16’sının yasa dışı yollardan ithal edildiği, yüzde 33′ünün tüketiciye yönelik bilgilendirme broşürü içermediği bildirildi.

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nazmi Zengin, yaptığı açıklamada, internet üzerinden yapılan ilaç satışlarının sakıncalı olduğunu, buralarda satılan ürünlerin güvenilirliğinin olmadığını öne sürdü.

Zengin, internet üzerinden alınan ilaçların, genellikle “doktorun, istenilen ilacı yazmayacağının düşünüldüğü” gerekçesiyle yapıldığı görüşünü savundu.

İlaç alan kişilerin çoğunu çalışma temposu yoğun kişiler olduğunu belirten Zengin, “ABD’de yapılan bir çalışma, internet üzerinden ilaç alanların çoğunun 45-55 yaş arası iş adamı olduğunu ortaya koymaktadır” dedi.

Araştırmaya göre, “ilaçların yüzde 62’sinin sahte ya da gerekli miktarın altında etkili madde içeren ilaçlar olduğunun” belirlendiğini ifade eden Zengin, “Geriye kalan ilaçların ise yüzde 16’sı yasa dışı yollardan ithal ediliyor, yüzde 33′ü tüketiciye yönelik bilgilendirme broşürü içermiyor” diye konuştu.

Zengin, güvenilir olsun ya da olmasın, reçeteyle satılması gereken bu tür ilaçların, internet üzerinden satılmasının “yasa dışı” olduğunu bildirdi.

Araştırmaya alınan ilaçların sadece yüzde 4.4′ünün lisanslı olduğunu vurgulayan Zengin, şunları kaydetti:

“Yani neredeyse tamamının, herhangi bir mesleki, yasal ya da güvenlik kuruluşu tarafından onaya sahip olmayan ilaçlar olduğu belirlendi.

Zengin, araştırmaya alınan ilaçların başında erkeklerde cinsel gücü artıran ilaçların satışının yapıldığının belirlendiğini belirterek, en çok satışı yapılan diğer ilaçları şöyle sıraladı:

“-Kolesterolü düşürmeye yardımcı ilaçlar,
-Akciğer hastalığında kullanılan bronş genişletici ilaçlar,
-Alzheimer hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçlar,
-Depresyon ilaçlarından bazıları,
-Şizofreni tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar.”

Zengin, Türkiye’de internet üzerinden ilaç satışının yapılmasına hukuken izin verilmediğini de vurguladı.

 

Metallica İstanbul’u kırdı geçirdi

Kategori: Kategorilenmemiş — admin @ 02:20

Dünyanın tanınmış metal müzik gruplarından Metallica, Ali Sami Yen Stadı’nda konser verdi.

İstanbul’da 1993 yılında İnönü Stadı’nda 48 bin, 1999 yılında Ali Sami Yen Stadı’nda 46 bin 500 hayranıyla buluşan Metallica grubu, bugün üçüncü stat konseriyle Türk seyircisinin karşısına çıktı

24 Temmuz 2008

Dikkat Havuz hastalığa yol açıyor

Kategori: SAĞLIK — admin @ 01:41

Bunaltıcı sıcakların etkili olduğu günlerde serinlemek ve rahatlamak amacıyla tercih edilen havuz ve deniz keyfinin, dikkat edilmezse birçok hastalığa neden olabileceği bildirildi.

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Başkanı Dr. Cem Keçe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, havuzların, özellikle yaz aylarında insanların ortak kullanım alanı olduğunu belirterek, bazı havuzların hastalıklara davetiye çıkardığını söyledi.

Keçe, havuzlardan bulaşan hastalıklar arasında tifo, hepatit A ve E, dizanteri ve paratifo gibi ateşli ishal yapan mikroplar, göz, kulak, burun ve boğaz enfeksiyonları ile mantar, uyuz, impetigo gibi deri hastalıklarının sayılabileceğini kaydetti.
Bulaşıcı hastalıklardan korunulması için su sirkülasyonu fazla olan, periyodik kimyasal ve fiziksel temizlik işlemlerinin ihmal edilmediği yüzme havuzlarının tercih edilmesi gerektiğini belirten Keçe, şöyle konuştu:
”Yeterince temizlenmeyen havuzlar ve kirlilik seviyesi yüksek sahiller tehlikeli olabilir. Yüzme havuzunda normal klor seviyesi 0,8 mg/lt düzeyinde olmalı ve çok iyi çalışan filtreleme sistemi bulunmalıdır. Hepatit A ve B aşısı olmayan çocuklar havuza gönderilmemeli. Havuz kenarlarında yiyecek yenilmemeli ve sigara içilmemeli. Ateşli hastalık veya ishal vakası geçirilirken havuza girilmemeli. Bone kullanılmalı. Suya tükürülmemeli.”

Bazı sağlık sorunlarına yol açabileceğinden dolayı ıslak mayoyla oturulmaması ve yeterince kurulanması gerektiğini kaydeden Keçe, şunları söyledi:
”Havuzda su yutmamaya dikkat edilmeli, kulak enfeksiyonlarına karşı kulak tıkacı kullanılmalı. Ciltte sıyrık veya kesik varsa yüzme sonrasında su ve sabunla temizlenilmeli. Göz enfeksiyonlarının önlenmesi için su altı gözlüğü veya maskeleri kullanılmalı. Çocukların havuzlara tuvaletlerini yapmaları engellenmeli, lağım karışan alanlara yakın bölgelerdeki denizlerde yüzülmemeli.”

AA

23 Temmuz 2008

Güzelliğin sırrını makyaj ile çözeriz

Kategori: CİLT BAKIMI — admin @ 02:41

Her kadın güzeldir yeter ki güzelliğini kullanmayı bilsin” sözü aslında hiç de yalan değildir. Dergilerde gördüğümüz güzel yüzlü kadınların makyajsız hallerini hiç görmediniz mi? Hayır, kesinlikle sizi kandırmıyor, gerçeği söylüyoruz. Siz yeter ki doğru teknikleri kullanmayı bilin…

Güzelliğe doğru yaklaşırken ilk yapmanız gereken doğru ürünleri seçmek. Önemli olan kendinize uygun bir ürünü yine kendinize uygun bir teknikle kullanmak.

Eğer fondöteniniz çok yoğunsa bir nemlendirici ile karıştırabilirsiniz.daha doğal bir görüntü sağlamak için makyaj bazı kullanabilirsiniz.

Pudra

Pudra seçimi yaparken cilt renginize uydurmaya çalışmak yerine şeffaf bir pudra kullanmayı tercih edin. Cildinizin kuru görünmesini istemiyorsanız pudra kullanmamanız tavsiye edilir. Pudrayı her zaman fondöten ve kapatıcıdan sonra kullanın.

Allık (daha fazla…)

22 Temmuz 2008

Ne yapmayı isterdiniz

Kategori: ASTROLOJİ, Kategorilenmemiş — admin @ 04:52

İşte suda doğum hakkında bilmek isteyebileceğiniz herşey…Suda doğum hakkında öğrenilmesi gereken ve merak edilen herşeyi Dr. Alper Mumcu yazdı… Hidroterapi yani su ile tedavi uzun yıllardır kas gevşetici ve rahatlatıcı etkileri nedeni ile kullanılan bir alternatif tedavi yaklaşımıdır. Bu etkinin normal doğumlarda da kullanılabileceği fikri de oldukça eskilere dayanır. İlk su altı doğumu 1803 yılında Fransa’da yaşanmıştır. Ancak bu planlı bir doğum değildir. Uzun süre doğum eyleminde kalan ve biraz rahatlamak için sıcak su dolu

bir küvete giren bir kadının doğumu bu esnada gerçekleşmiş ve bu tesadüf sonucu suda doğum yapan ilk kadın olarak tarihe geçmiştir.

1960′lı yıllara kadar suda doğum ile ilgili herhangi bir gelişme yaşanmazken bu tarihlerde ilk kez eski Sovyetler Birliği’nde Igor Charkovshy bu konuda denemelere başlamıştır. Onu 1978-1985 yılları arasında Fransa’da yaşayan Dr. Michel Odent izlemiş ve su altında pekçok doğumun gerçekleşmesine yardımcı olmuştur.

Suda doğum uygulamaları daha sonraları bir ara güncellik kazansa da belirli bölgeler dışında hiçbir zaman popülarite kazanamamıştır. Günümüzde eski Sovyet Cumhuriyetleri, İngiltere ve Fransa’nın bir kısmı ile Amerika Birleşik Devletlerinde sınırlı sayıda klinikte uygulanmaktadır.

Suda doğum yaptıran ve bu uygulamayı savunan kişiler ılık suyun sakinleştirici ve ağrı giderici etkileri olduğunu ve bu etkinin kadının kendisini rahat hissetmesine ve doğumun daha kolay geçmesine yardımcı olduğunu ileri sürerler. Bu görüşler dışında suda doğumun su dışında doğuma üstün olduğunu gösteren hiçbir bilimsel veri yoktur.

Konuyla ilgili yapılan ve normal doğum ile suda doğumu karşılaştıran bir araştırmada yarar ya da istenmeyen etki açısından her iki doğum şeklinin birbirine karşı avantaj ya da dezavantajının olmadığını göstermiştir.

1994-1996 yılları arasında İngiltere’de gerçekleşen doğumların sadece yüzde 0.6’sı suda olmuş ve bu doğumların da yüzde 9′u evde gerçekleşmiştir. Bu doğumlarda bebek ölüm oranı binde 1.2′dir ve normal suda olmayan doğumdan çok farklı değildir.

Suda doğum tüm dünyada yaygınlık kazanmadığından konu ile ilgili bilimsel araştrıma ve makaleler de son derece sınırlı sayıdadır ve bunların büyük bir kısmı ebelik ile ilgili dergilerde yer almaktadır. Suda doğum klinikleri de genelde ebelerin görev yaptığı merkezler şeklindedir. Karşılaştırmalı inceleme yapılan araştırma sayısı ise yine çok kısıtlıdır ve eldeki veriler fikir birliğine varmak için yeterli değilidir. Konuyla ilgili çelişkili bilgiler mevcuttur. (daha fazla…)

21 Temmuz 2008

Piskoloji herşeyin baş sorunu

Kategori: SAĞLIK — admin @ 04:04

Piskoloji insan hayatının heryerinde başta sağlık unutmayın hastalıgın oluşmasında ruhsağlığının yeri çoktur. Ruhsal sorunlarınızı en kısa sürede bir piskoloğa görünerek çözmenizi tavsiye ederim ileride çok ciddi hastalıklar ve sıkıntılar doğurmadan tedbirinizi alın

20 Temmuz 2008

Neden kadınlar aşerir

Kategori: SAĞLIK — Etiketler: — admin @ 04:33

Hamilelik esnasında kadınların aşermesi hemen hepimizin bir şekilde duyduğu bir konudur. Gerçekte ise, bazı kadınlar bu durumu yaşarken, bazıları yaşamaz.Beslenme uzmanları aşermenin, gıdanın kendisine değil, vücutta yarattığı etkiye yönelik olduğunu söylüyorlar. Ayrıca, beslenme şeklinizdeki bir dengesizlikten de ortaya çıkabiliyor. Örneğin tahıl açısından zengin bir diyetle besleniyorsanız, yağ ve tatlılara karşı aşırı bir arzu duymaya başlayabilirsiniz; ya da protein açısından zengin bir beslenme şekli, gene şeker yeme istediğini, bol şeker tüketimi de, tuzlu yeme arzusunu artırabilir.Pek çok kadın, hamilelik esnasında tat ve koku alma duyularında değişiklik gözlemler. Örneğin, bazı kadınlar hamileliğin ilk safhalarında ağızlarında metalik bir tat olduğundan bahsedebilir. Bu türden değişiklikler de, bazı besinlere duyulan isteği ve diğerlerine duyulan isteksizliği açıklayabilir.

Aşerme, bazı kadınlarda duyguların bilinç seviyesindeki, ya da bilinç altındaki karşılığı şeklinde de ortaya çıkabilir. Örneğin çocukluğunuzda sevdiğiniz bir şeyi yemek isteyebilir, ya da din veya kültürünüzle özel bir bağlantısı olan bir besini tüketmek isteyebilirsiniz. Özellikle de hala aynı çevrede yaşıyorsanız. Alışılagelmedik gıdaları arzulamanız, hamile olmak gibi özel bir duruma dikkat çekmek için kullandığınız size özel bir yol olabilir.

Hamilelik sırasında, aşermenin aksi bir durum da meydana gelebilir. Yani kahve ve alkol, ya da kızartma gibi bazı yiyecek ve içeceklere karşı isteksizlik oluşabilir. Bu, çoğunlukla mide bulantıları sebebiyle olur. Tüm bunların yanı sıra ortaya çıkabilecek bir diğer durum da tıpta pika olarak adlandırılmaktadır. Pika, yenilebilir olmayan, sabun, macun, toprak gibi maddeleri yeme arzusudur.

Beslenmede çelişkiler
Gebelik esnasında yaşanan aşerme durumu bazen etik problemlere de sebep olabilir. Örneğin pek çok vejetaryen kadında ete olan isteğin arttığı gözlemlenmiştir. Hamilelikte vücudun proteine olan ihtiyacı artar. Belki de bu nedenle bu tür bir arzu, vücudun gönderdiği bir mesaj olarak algılanabilir. Buna cevap olarak bazı kadınlar sadece hamilelik boyunca da olsa et yemeye başlarken, bazıları da balık ve baklagillerle bu açığı kapamaya çalışırlar. Daha çok yumurta ve peynir yiyip, süt içmek de aldığınız proteini artırmanın iyi bir yoludur.

Aşermeden bahsederken, çikolatadan bahsetmemek olmaz. Hamilelikte çokça arzulanan çikolata, vücutta karmaşık biyokimyasal tepkimelere sebep olabilir. Çikolata, özellikle de bitter çikolata, zengin bir magnezyum ve demir kaynağıdır. Bu nedenle, eğer canınız çikolata çekiyorsa, bu hafif bir kansızlığın belirtisi olabilir. Bu mineralleri içeren daha tatlı gıdalar, magnezyum için hurma, incir, yemişler; demir için de kırmızı et, yumurta, fasulye ve yulaftır.

Çikolata yemek, beyinde kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan kimyasalların salgılanmasını sağlar. Ayrıca bir anda şeker yüklemesi de yaptığından, kendinizi yorgun ve depresif hissediyorsanız, kısa zamanda daha iyi hissetmenizi sağlar. Ancak çoğu çikolatada fazlaca katkı maddesi bulunduğundan, organik çikolatayı tercih etmek, ya da daha sağlıklı bir alternatif bulmak iyi olabilir.

Kendinizi iyi hissetmek için yapabileceğiniz bir diğer şey de, düzenli egzersiz ve rahatlama teknikleridir. Ayrıca, depresyondaysanız bir terapiste de başvurabilirsiniz. Probleminiz aşermek değil de, bazı besinlere isteksizlik duymak olabilir. Beslenme planınız pek çok farklı besini içereceğinden, bu çok büyük bir problem yaratmayacaktır. Ancak eğer beslenmeniz açısından değerli besleyenler içeren bir gıdaya karşı isteksizlik duyarsanız, bunun yerini alabilecek başka bir gıda bulmaya çalışın. Böylece herhangi bir vitamin ve mineral eksikliği söz konusu olmaz.

Ne yapabilirim?
Aşerdiğinizde, arzu duyduğunuz gıdayı yemekte sakınca yoktur. Ancak önemli olan bunu abartmamaktır. Eğer tek bir besinden bol miktarda tüketirseniz, muhtemelen diğer yemeniz gerekenleri yemiyorsunuz demektir. Bu da, zaman içerisinde ihtiyacınız olan besleyenleri alamamanıza sebep olabilir. Bir hafta kadar bir beslenme günlüğü tutup, ne kadar dengeli beslendiğinizi inceleyin. Eğer diyetiniz yetersizse, doktorunuza danışın.

Eğer aslında yenmeyecek şeylere karşı bir ilgi görürseniz, bunları yeme isteğinizi bastırmaya çalışın ve kendinizi yenebilir bir besinle ödüllendirin. Kendinize pika durumunun geçeceğini ve endişelenmemeniz gerektiğini söyleyin. Ancak bu durumun sizi iyice rahatsız ettiğini hissederseniz, o zaman doktorunuza danışın. Bazen pika, altta yatan başka bir fiziksel ya da akli rahatsızlığın göstergesi olabilir

01 Temmuz 2008

Sağlık Bakanlığı’ndan diyet uyarısı

Kategori: DİYET — admin @ 00:50

(daha fazla…)

Yeni Yazılar »

WordPress üzerine kurulmuştur.

- oktay usta - araba oyunlar - Sohbet Sohbet odalar Popomundo Popmundo Trkiye mezeler Green Card PaylasimDenizi Sohbet Sohbet Odalar mirc saglik sohbet kraloyun Sohbet bebek bakm aytug akdogan dll 1. seo yarmas ve yurtta bar dnyada bar netlog chat odalar/a> Evden Eve Nakliyat Sohbet Muzik DinLesesli sesli sohbet sesli chat ek gelir ek i kilo vermek sohbet Chat Cet Kzlarla Sohbet sohbet Chat sohbet chatpolat alemdar Yemek Oyunlar program indir araba kiralama gzel szler MagazinBayrak Sohbet Sohbet Odalar chat klipler iirler hikaye sohbet lahana diyeti Lahana diyeti iir mrc chat Bayan azdrc Kelebek lahana kapsulu Youtube mp3 indir